22 Temmuz 2007 Pazar

dear diary

dear diary,
everything is wrong with me.

travis'e ve ulu guyton'a saygıyla.
13 Temmuz 2007 Cuma

nerden çıktı bunlar..

çok canım sıkılıyodu quentin. acaba benim canım , ösefagus alt sfinkterinde, pilorda veya ilioçekal valf'in oralarda bi yerde filan mı sıkıştı gibi garip şeyler düşünüyodum. çok dardı oralar hani. mesela nazanın canı hiç sıkılmıyodu, onun canı kesin diaframının üstünde bi yerlerde, böyle nefes alıp verdikçe, bi aşağı bi yukarı gidip geliyo canı, böylece hiç sıkılmıyodu galiba. bi de nazan canı sıkılıyo gibi olunca hemen uyuyodu, o uyurken canı gidip bi hava filan alıyo, cips filan yiyiyo, sonra nazan uyanmadan koşarak gelip nazanın içine giriyodu sanırım. benimse sıkılınca komik bi şeyler düşünmem gerekiyodu ama aklıma hiç komik bi şey gelmiyodu. sanki beş yüz yıldır komik bi şey olmamış gibiydi. sonra birden şu ölüm sonrası değişiklikler dersi geldi aklıma. ölü morluğu, parşömenleşme, salamurlaşma, tamam komik bi ders değildi ama çok gülmüştüm o derste. hani slaytlardan birinde, bacakları, kolları filan yataktan sarkmış, ama vücudunun geri kalanı hala yatakta olan ölü bi adam vardı. ümit hoca ' işte ölüm katılığına örnek çocuklar ' deyince , aygün ' hocam, adam debelenirken mi katılaşmış ' demişti ya, nasıl gülmüştüm, nasıl.. böyle komik şeyleri üzerinden yetmiş yıl filan gecince anlatmak komik olmuyor tabi ama hayal ederken yine eskisi gibi komik, gerçekten quentin.

sonra biri aklıma hiç komik olmayan bi şey getirdi birden. bu biri annem olabilir. çünkü böyle komik şeyler düşünürken birden odaya girdi ve ' bu masa niye böyle odanın ortasında duruyor ' gibi bi şeyler söyledi sanırım, tam olarak anlamıyodum, çünkü salamurlaşma deyince aklıma zeytinler gelmişti, hani salamura zeytin mi diyolardı, işte zeytinlerin nasıl salamurlaştıgını düşünüyodum. annem odaya girince komik şeyler düşünürken sinaptik aralıga salınan tüm nörotransmitterlerim inhibe oluvermişti ve komik olmayan bazı şeyler gelmeye başlamıştı aklıma.

yine adli tıp stajında bi derste çok feci midem bulanmaya başlamıştı. ders bitsin, ders bitsin, ders bitsin diyodum içimden sürekli, saate bakamıyodum, dersi dinleyemiyodum, öyle kalakalmıştım resmen, bi şey yapınca mesela hocanın ayakkabı bagcıklarına filan bakarken midem daha çok bulanıyodu. ders bitince hemen lavaboya gittim tabi ama aman allahım yüzüm beyaz ötesiydi, casper'ın kuzeni gibi filan görünüyodum. üstelik başım dönmeye, şu gözü kararmak dedikleri şey olmaya başlamıştı. sanırım kusmam gerekiyodu ama bi türlü olmuyodu. beynimde hiç kan kalmamış ve kusma zonu ( CTZ ) inaktif olmuştu herhalde. orda yere çömelmiş, bütün o klozetler, lavabolar, sıvı sabunlar arasında berbat bi haldeydim quentin. şu on beş dk da bir saçını düzeltme ihtiyacı hisseden milyonlarca kızdan biri bile gelmiyodu. bütün bunlar yetmezmiş gibi elektrikler de kesilmesin mi. her şey çok acıklıydı. burda böyle ölürsem, yani eroinman kızın teki gibi, böyle karanlıkta, yere çömelmiş, tuvalette, yüzüm bembeyaz filan annem çok üzülür gibi şeyler düşünüyodum.

böyle işte.. orda öyle ölmedim allahtan, annem çok üzülürdü gerçekten. sadece midem biraz bulanmak, başım da biraz dönmek istemişti sanırım, hepsi bu..
2 Temmuz 2007 Pazartesi
ruby yok okulda
ruby'siz okul daha berbat, ben daha ağlak.
| Top ↑ |