'' düşünüyorum da, Platon, seyahat etmek belki gerçekten de biraz canlandırabilir seni.
ruhun kış uykusuna çekilmiş gibi. uyuyakaldın sen, hem de öyle yorgunluktan filan degil,
duygu ve izlenim yetersizliginden ''
ölü canlar /n. gogol
ölü canların sonuna dogru bi yerde vasiliy kardeşi platonov'a diyordu bunları. işte dedim, işte bana da olan bu, duygu ve izlenim yetersizligi. acaba dedim, gerçekten işe yarar mıydı seyahat etmek. sonra aklıma m. kutlu' nun ' ya tahammül ya sefer' kitabı geldi. ya tahammül ya sefer... yani ya tahammül edeceksin, olmadı sefer edeceksin kardeşim, başka da bi şey demiyorum ben sana mı diyor şimdi ? ama ya, ne tahammül edecek ne de sefer edecek psikolojide degilse insan? olmuyor mu yani, oluyor. tahammül etmek de istemiyorsun, sefer etmek de. sefer etmedigin için burda kalmış oluyorsun. ama burda olan şeylere tahammül edemedigin için tüm aklın ve kalbinle burda da degilsin. sonra da aklıma şu şarkı geldi, hani ' ya dışındasındır çemberin, yada içinde yer alacaksın, kendin içindeyken kafan dışındaysa...' diye devam ediyordu. ee dedim, kafam dışındaysa, evet, sonra, sonra ? yok, şarkının bundan sonrası yok, dışındaysaaaa diyolar bitiriyolar. olmaz ki, bi şarkı getirilip böyle kritik bi noktada bırakılmaz ki..ya hayatının bundan sonrası sizin yarım bırakmayıp devam ettirdiginiz küçük bi cümleyle değişebilecek biri varsa orda burda yada şurda. neyse herkes her şeyi yarım bırakıyo zaten, kimsenin sizin varoluşsal problemlerinizle ilgilendiği filan yok. insanlar sizin anneannenizin dedenizle nasıl tanıştıgını merak ediyolar mesela, yada hiç olmadı onlara grönlandda kaç bitki
türü yetiştiginden filan bahsedin bari... varoluşsal problemlermiş, alemsiniz yani!
1 Ocak 2007 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
| Top ↑ |