26 Aralık 2008 Cuma

hani makarnalarsın ya..

'ben küçükken..' diye başlayan yazıları severim. çünkü o yazıların içinde hep biraz komik, biraz trajik, biraz trajikomik şeyler geçer. ki içinde böyle şeylerin oldugu bir yazı ormanda 7 kaplan gücünde bir
yazıdır. 7 kaplanın gücünü ölçmek istersek, hemen içinde pembe renkli bir su ve parlak gri simler bulunan cetvelimize başvururuz. 7 kaplan yaklaşık olarak 14.3 inch gelir. hiç fena değil.


kaplan deyince aklımıza aslanlar gelebilir. özellikle de kral olanlar. the lion king olanlar yani. evet. bu vesileyle altı yaşında olup, ilk kez sinemaya gidecek arkadaşlarımızı mümkünse kardeşleriyle gitmeme
konusunda uyarmalıyız. çünkü altı yaşındaysak ne yazık ki kardeşimiz altı yaşında bile değildir ve ne yazık ki the lion king gibi bir filmde bile nasıl oluyorsa anlayamadıgı ve ikide bir bizi dürterek sordugu
şeyler olabilir. ki bu da o kadar az eglencelidir ki. nerdeyse hiç yani. ölçmek istersek hemen tahtanın sol tarafındaki termometreye bakarız . 0'ın altında -20 derece. hiç eglenceli değil yani.


tahta deyince aklımıza ilk okulumuz, ilk okulumuzun bahçesi, bahçedeki kömürlerin üstünde sigara içen atatürk heykel gibi bi şeyi - kömür değil onlar, kar bi kere - , 1. sınıftaki türkçe kitabının en sonundaki
'çorba' hikayesi gelebilir. o hikayeyi mutlaka okumalısınız. bütün gün boş boş oturup, hiç bir yemegi begenmeyen, annesini deli eden bi çocuk hakkındadır. işte annesi de bir gün bizimkine birsürü iş yaptırır,
akşam olunca da önüne tuzsuz bir çorba koyar. çocuk nasıl yer, nasıl, çok begenmiştir yani. hikayenin ana fikri, çorbaların tuzu olup olmadıgını anlamamamız için o gün çok iş yapıp yorgunluktan ölmeliyiz, dir.
yani c şıkkı. işte böyle de eğitici, öğretici, didaktik bir hikayedir bu çorba hikayesi. ne kadar ögretici oldugunu anlamak için hemen şu içine jeton atılan ve bagırarak bize kilo, boy ve kemik oranımızı söyleyen
makinalara başvururuz. tam olarak 19 kilo, 1.30 cm boy ve %40 kemik. hiç fena değil. oldukça ögretici.


bu arada aklımıza birden küçükkenki yaz tatilleri gelebilir. nereden geldiğini sormayın lütfen. söylemek istemiyorum. işte bu yaz tatilleri bence kesinlikle 2.5 ay filan değildir. en fazla 3 hafta filandır. yada o
ara uzayın derinliklerinde ikide birde meydana gelen korkunç süpernova patlamalarından dolayı dünyanın kendi ekseni yada işte güneşin etrafındaki dönüş hızı filan değişmiştir. gerçekten. neyse 3 hafta bile
olsa o yaz tatilleri kesinlikle tekrar piyasaya sürülmeli. satışa çıkınca haberim olsun lütfen. yalnız benimkinin içinde şu g. kod adlı kızdan olmasın mümkünse. hani şu 'aaamela, yugatela, uuuuva, şiiiva, andra
mandra matmazella...' şeklinde tekerlemeler bilen - çek cumhuriyeti vatandaşıydı sanırım - ve ip atlarken kendisini arı soktugu için bütün gün aralıksız aglayıp günümüzü mahveden kızı diyorum. bence
mahalledeki oğlanlardan biri onu dövmeliydi. kesinlikle. ama ne yazık ki ilk okul 1'e giden oğlanlar böyle hayati meselelerle pek ilgilenmiyorlar. bozulmuş bisiklet tekerlekleri, zincirleri ve el frenlerinin ıslah
edilmesi, geliştirilmesi ve rehabilitasyonu onları daha çok ilgilendiriyor niyeyse. çok saçma. ne kadar saçma oldugunu ölçmek istersek içinde pembe renkli su ve simler bulunan cetvelimize başvururuz hemen.
tam tamına 19 cm. oldukça saçma yani.


saçma deyince aklıma şey geldi. küçükken sevdiğim bi şarkı vardı. izel diye biri söylüyordu. şöyleydi: ... hani makarnalarsın yaa ruhumaa, bana da öyle bak kulun olayım. oy aman denizleri aş da gel kurbanın
olam, kurtar beni buralardan ne olur..

- makarnalar mı? ruh mu? çok saçma.
- hiç de. küçükken, öyleydi o.
- sonra?
- sonra 'makarnalarsın ya ruhuma' , bakar dalarsın ya guruba olmuş. hiç güzel olmamış. eskisi daha güzeldi.


böyle işte..
11 Aralık 2008 Perşembe

who'll try to fix..?









- napıyosun
- iyiyim
- napıyosun
- iyiyim
- ıslanıyosun
- iyiyim
- agladın mı sen
- iyiyim
- iyi, geç içeride iyi ol biraz da
- petibör bisküvilerin üzerinde niye delikler var diye düşünüyodum
- hımm çok acıklı bi mevzu gerçekten, benim de hep aglayasım gelir ne zaman o delikleri düşünsem
- iyiyim ben
- tamam, gel birlikte iyi olalım o zaman. petibör bisküvilerin üzerinde niye delikler var anlatırım hem sana
- anlatma
- tamam. o zaman bi paket petibör bisküvide toplam kaç delik varmış sayarız, sonra da hepsini çaya batırıp yeriz.
- tamam.
- iyiyim
- :)
10 Aralık 2008 Çarşamba

bayramda külkedisi olmak

sevgili anne ve babam süpürüp silme işlerini yapmam için beni evde bırakıp bayram gezmesine gittiler. tam külkedisi oldum. ev halkı gezip tozarken, ben evde temizlik yaparak beyaz atlı prensimi bekliyorum; leylayım, külkedisiyim.

bu lensler neden sürekli kayıyorlar, her şey ne kadar da bulanık...

herkese iyi bayramlar dilerim.


dipnot:
sevgili serdar mahallesi halkı, bayramda eti fazla kaçırıp lipid profili baktırmaya, kolesterol ilacı yazdırmaya felan gelmeyin. kendinize dikkat edin, selamlar. imza: sağlık ocağı doktorunuz.
9 Aralık 2008 Salı

mesela..

kız: nereye gidecegiz?

adam: nereye gitmek istersin ?

...

film bitiyor böyle. keşke bitmese diyoruz. keşke, keşke o karlı yolda hep öyle gitseler, o harika müzik sonsuza kadar çalsa diyoruz. o uzun karlı yolda, o harika müzik çalarken hep sussalar, hiç konuşmasalar ama hiç sıkılmasalar, çok, pek çok mutlu olsalarmış mesela diyoruz.

hayaller gerçek olsaymış mesela diyoruz.

uzaklar yakın olsaymış mesela diyoruz.

bir adam nereye gitmek istersin diye sorsaymış mesela diyoruz.

bir kız gülümseyip grönlanda deseymiş mesela diyoruz.

diyoruz.

dedik..

| Top ↑ |