31 Ocak 2010 Pazar

kısa bir masal

evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, bulanık sulardan, paşabahçe vapurundan, yağmurlu bulutlardan, bir masum mor menekşeden, kendini sulara atmış küçücük deli gemiden çok sonra, çokça da uzun bir aradan sonra kız ile r. kaf dağı'nın bu yanında rast gelmişler, oturmuş konuşmuşlar. ayrılmak üzere tokalaşırken r. : "seni" demiş, bir kaç saniye durmuş. bu bir kaç saniye nasıl uzun gelmiş kıza, nasıl nasıl cümleler tamamlamış hayalinde. ve devam etmiş r. : "gördüğüme sevindim." kız yavaşça derin bir nefes vermiş, gülümsemiş. "ben de" demiş. "hoşçakal." "hoşçakal"
29 Ocak 2010 Cuma
hayatımda sadece bir kere trene tek başıma bindiğimi hatırladım bu gün. aslında unutmuş da değildim. lisede sirkeciden cankurtaran'a kadar gitmiştim. trende ikinci kez oturacak boş bir yer bulabildiğim gündü. trende hiç tanımadığım biri ile konuştuğum tek gündü. biri, çantasından ismini daha önce duymadığım ve şimdi hatırlamadığım bir artist resmi çıkartıp kuaföre aynı modelde kestirdiği söylemiş ve nihayet o resimdeki kadına benzeyip benzemediğini sormuştu. mental durumundan epey endişe ettiğim genç kıza tam istediği cevabı vermiştim muhtelemen: "aa, evet gerçekten çok benzemişsin" sirkeciden sonra ilk durak cankurtaran olduğundan muhabbeti uzatma fırsatı bulamadan trenden indim. sonra 3 defa daha trene bindim izmit-istanbul arası. ama her hafta trene bindiğim zamanlar lise yıllarıydı. yatılı okurken çok sevdiğim 2 arkadaşımla beraber feneryolu'ndan adapazarı yönüne giderdik. hep kapı önünde ayakta dikilirdik. çok konuşur çok gülerdik bütün liseli kızlar gibi. en çok canan gülerdi. ama en son o inerdi trenden. ilk ben inerdim. en kısamız da bendim. deniz az biraz daha uzundu, canan gerçekten benden epey uzundu. perşembe gecesi yatakhanede bütün çantalarımın eteklerimin vesaire ceplerini boşaltır, tren bileti ve bir simit parasını ayırıp kalan bütün parayı kantinde yerdim. genelde anca bi çokomik-çay ikilisine yeterdi. çok kalmışsa bir de muzlu puding alırdım. genelde denizle beraber yerdik. cuma günlerini severdim. hem eve gideceğim için hem de o çok sevdiğim 2 arkadaşımla tren yolculukları çok keyifli olduğu için. bir sene sonra okulun yakınında bir eve taşındığımızdan tren yolculukları bitti.
| Top ↑ |